Mirror's Edge ile oyuncuyu klasik "shooter" kavramının dışına çıkararak kaçmak ya da tekme tokat dövüşmek zorunda bırakmak amaçlanıyor. Bunun için bir atlet ya da koşucu diyebileceğimiz Faith isimli bir karakteri kontrol ediyoruz ki oyunun yapısına gayet uygun.
Bu hızlı kaçamak yapının içinde odaklanma zorluğu şüphesiz akla gelen ilk sıkıntı. Hangi kapıdan girilecek, nereye zıplanacak gibi soruları aşmak için lineer bir yol çizilmesi uygun görülmüş. Oyun şu ana kadar anladığımız kadarıyla, özgürce atletik hareketler yaparak oyuncuyu salıvermek yerine belirlenmiş bir yoldan hedefe/çıkışa ilerletebilmek amacı güdüyor. Bu tıpkı Matrix filmlerinde operatörün Neo'yu yönlendirmesine benzemiş. İşte bu belirli yol kırmızı objeler ile döşenmiş. Böylece hem yolu bulamayarak oyunun hızının kesilmesine engel olunmuş hem de odaklanma zorluğunun üstesinden gelinmiş. Ki bu kırmızı yolları yapımcı "Runner Vision" olarak anıyor. Su boruları, rampalar, girilmesi gereken kapılar gibi nesneler tabir-i caizse oyuncunun gözüne sokulmuş